HİKAYEMİZ...
‘’Gez dünyayı,gör Konya’yı’’ sözünü duyduğum günden bu yana Konya şehrini çok merak ediyordum.Anadolu bozkırının ortasında bir yaylaya kurulmuş olan Konya şehri çok eski bir yerleşim yeridir.Akyokuş tepesinden şehri izleyerek gezime başlıyorum.Konya’nın tam ortasında bulunan Alaaddin Tepesi ve Alaaddin Camisi şehrin kalbi durumunda.Tepenin etrafında dolaşan tranvaylarda ayrı bir hareket katıyor.
Bütün dünyaca hoşgörü ve barışın sembolü olarak tanınan Mevlana’da Konya şehrine bir ayrıcalık katmıştır. Mevlana Müzesini gezdikten sonra biraz mola verme zamanım geldi.
Arabaşı ,bamya çorbaları, etli ekmek, fırın, tirit kebapları,saç arası ve höşmerim tatlıları arasından zorlanarak da olsa seçim yapabildim.Aziziye Camisini,Bedesten’i bi çırpıda dolaştım.Daha sonra iyice yükselerek Konya’yı huzur içinde seyre daldım.Farkında olmadan rüzgar beni yeni diyarlara sürüklemeye başlamıştı bile…I have been wondering about the city of Konya since the day I heard the phrase "Travel the world, see Konya". The city of Konya, which was established on a plateau in the middle of the Anatolian steppe, is a very old settlement. I start my tour by watching the city from Akyokuş hill. Alaaddin Hill and Alaaddin Mosque are the heart of the city. The trams that go around the hill add a different movement.
Known as a symbol of tolerance and peace all over the world, Mevlana added a privilege to the city of Konya. After visiting the Mevlana Museum, it's time to take a break.
I was able to choose between Arabaşı, okra soups, meat bread, bakery, tirit kebabs, hair cuts and höşmerim desserts, albeit with difficulty. I wandered around the Aziziye Mosque and Bedesten in one go. Then I got high and watched Konya in peace. it was already starting to drag me to new lands…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder